Skip to content

Rekabetin size getirdiği gizli kazançlar

2012 January 12
by Arman Eker

Birçok girişimci ilk girişimlerine başladıklarında, sahip oldukları fikrin aslında düşündükleri kadar eşsiz olmadığını anlarlar. Başka firmaların benzer fikirler üzerinde ürünler veya servisler sunduklarını öğrenirler. Bu maalesef girişimcinin kendine ve fikrine güvenini sarsıp, bir girişimci için en tehlikeli soruyu akıllara getirir: “Birileri bu işe başlamışken, ben bu işe neden başlayayım?”.

‘Rekabet etmek’ başta korkutucu gibi görünse de, aslında bizlere sunduğu gizli kazançları vardır. Bu kazançlardan birtanesi ‘pazar araştırma’ konusudur. Başka firmaların var olduğu bir pazara girmeyi düşündüğünüzde detaylı bir pazar araştırması yapmanıza veya yaptırmanıza gerek kalmaz. Mevcut firmalar varlığını sürdürebildiklerine göre bu pazarda arz/talep dengesi mevcuttur ve pazarda başarılı bir iş kurma olasılığı vardır. Bu noktadan yola çıkarak pazardaki rakiplerinizden daha değerli bir ürün veya servis sunduğunuz takdirde, kazanç elde edeceğiniz yüksek olasılıklıdır.

Pazar mevcut olduğundan dolayı,  siz artık  zamanınızın ve kaynaklarınızın büyük kısmını fikrinizin rakiplerinizden daha değerli bir ürün veya servisini oluşturmak için ayırabilirsiniz.

Bir başka kazanç ise ’rakiplerinizden öğrenme’ olanağıdır. Bir bilge derki: “Dostlarımı kendime yakın tutarım, düşmanlarımı ise daha yakın”. Bu rekabet ortamında da geçerlidir. Rakibinizden birçok şey öğrenebilirsiniz. Bunlardan en önemlisi, rakibinizin müşterilerinin neden onu tercih ettikleridir. Bunu daha iyi anlamak için bazı yöntemler mevcuttur. Bunlardan bir tanesini örnek verirsek; Siz, müşteri gibi rakibinizin yarattığı değeri rahatlıkla tüm detaylarıyla inceleyebilirsiniz. Bu ise size gireceğiniz pazar hakkında birçok fikir verecektir. Bu fikirlerden bazılar;  değerlerin nasıl ve ne kadara sunulduğu, pazarda insanların dikkatini nasıl çektiklerini, müşterilerini nasıl memnun ettiklerini, oluşan sorunlarla nasıl başa çıktıklarını ve eksik yönlerinin ne olduğudur. Bu şekilde daha pazara girmeden ve stratejinizi belirlemeden önce birçok alanda fikir sahibi olmuş ve rakibinizden daha başarılı bir strateji belirleme şansını elde etmiş olacaksınız.

Verdiğim örnekler rekabetin size getirdiği en önemli avantajlardan. Bunların dışında eminim başka önemli avantajlarda mevcuttur. Fakat sonunda kazanan taraf, fikri en iyi biçimde hayata geçiren taraf olacaktır. Çünkü fikrin kendisi maalesef hiç birşey kazandırmıyor. Kazanmak için, fikri ve tüm bu söylediklerimi uygulamak gerekir.

Rekabetten korkmayın. Dezavantajları avantajlarınıza dönüştürmeyi bildiğiniz sürece karşınıza çıkan tüm engelleri aşabilirsiniz.

“Kriz = Fırsat”

İşinizin zirveye tırmanması için uygulamanız gereken 5 adım

2012 January 3
by Arman Eker

İşletmelerin en önemli görevlerinden biri, alanlarında değer yaratmaktır. Günümüzde bir çok alanda değer yaratma imkanı mevcuttur.  İyi bir değer yaratabiliyorsa, bu işletme başarılı kabul edilir. Günümüzün iş adamları ise bu alanları keşfedip buralarda yeni işletmeler oluşturuyorlar. İşin asıl önemli kısmı bundan sonra başlıyor; bir değer nasıl yaratılır.

Maalesef değer yaratamayan işletmeler günün sonunda varlıklarını sürdüremezler ve yok olurlar.

Başarılı işletmelere baktığımızda bu işletmelerin önemli değerler oluşturduklarını görürüz. Örneğin Google. Tüm elektronik postalarımızı ve fotoraflarımızı saklıyor, dünyanın en gelişmiş arama motorunu ve en iyi akıllı telefon işletim sistemlerinden birini bize sunuyor. Bunlar sadece birkaçı. Başka bir örnek ise Amazon. Dünyanın en büyük kütüphanesi olarak bize hizmet veriyor. Veya Apple. İlk yenilikçi akıllı telefonunu ve müzik çalarını bizlere sundu. Bazı işletmeler çok insana az değer; bazıları ise az insana çok değer sunuyor. Hangisini yaparsanız yapın, bir değer sunduğunuz sürece insanlar işletmenizin başarılı olabilmesi için herzaman yanınızda duracaktır.

Sadece 5 adım

Bir işletme, değer yaratmak için aşağıda yer alan 5 tekrarlanabilir adımı sırasıyla uygular:

  1. Ürün yaratma: Hedef kitlenizin ne istediğini ve/veya neye ihtiyaç duyduklarını keşfedin ve onu karşılayacak ürünü oluşturun
  2. Pazarlamak: Oluşturduğunuz ürün üzerine dikkat çekin ve talep oluşturun
  3. Satış: Ürününüz ile ilgilinen insanları müşterilerinize dönüştürün
  4. Ürünü sunmak: Müşterinize söz verdiğiniz ürünü memnun kalacağı şekilde sunun
  5. Finans: Yeterli kazanç elde ederek işletmenizin devamlılığını sağlayın
devamını okumalısınız…

Zamanın Hayatımızdaki Önemi (ve Zaman Kazanmanız için 6 Taktik)

2011 December 22
by Arman Eker

Yoğun ve hızlı geçen yıllarımızda değer yaratan konulara yeteri kadar zaman ayıramıyoruz.

Yaşadığımız dünyada 5 dakikayı geçen bir youtube videosu bizlere fazla uzun geliyor. Ted.com ‘ da  dünyayı değiştirebilecek fikirlerimizi anlatmak için bizlere sadece 20 dakika zaman tanınıyor. Maalesef bu 20 dakikayı dinleyip, değerlendirip ve sonrasında bununla ilgili harekete geçen insan sayısı çok az.

Hareketli ve hızlı geçen hayatımızda “yavaşlamak ve zamanın tadını çıkartmak” bir lüks olmamalı. Zaman alan herşey yavaş oluşur. Bu da onu değerli kılar. Yavaşlık hayatımız için bir gereklilik. Hiçbirimiz bisiklet sürmeyi bir saat içerisinde öğrenmedik. Süreç yavaştı. Hiçbirimiz derin ve güvene dayalı bir ilişkiyi bir akşam yemeği ile oluşturmadık. Süreç yavaştı.

Ev yemeğinin fast food yemeğinden daha güzel olmasının bir sebebi var. Bu sebep, yemeğin içeriği ile ilgili değil. Evde yapılan bir yemek zaman alıyor ve bu süreç yavaş gerçekleşiyor. Öyle olmak zorunda. Sevdiğimiz bir yemeği mikrodalga fırınında hazırlayamayız.

Yavaş, öğrenmemizi sağlar. Yavaş, güven oluşturmamızı sağlar. Yavaş, birbirimizi sevmemizi sağlar. Yavaş olmanın en zor kısmı, bizden zaman istemesidir; Ve tam bu sebepten dolayı bu kadar değerlidir. Birine verebileceğimiz en büyük hediye, kendi zamanımızdır. Bir günümüzü, bir haftamızı, bir ayımızı harcadığımızda bu zamanları geri alamayacağımızı bilerek harcıyoruz. Zaman, geri döndürülemeyecek bir değerdir. Zamanın para ile kıyaslanamayacak kadar kalıcı ve yüksek bir değeri vardır.

Zaman Kazanmanız için 6 Taktik

Yavaş gerçekleşen ancak hayata değer katacak olan süreçlere daha çok zaman ayırabilmemiz için, aşağıdaki 6 maddeyi okumanızı ve hemen uygulamanızı öneriyorum.

devamını okumalısınız…

Apple hakkında 4 gerçek

2011 December 19
by Arman Eker

Sıra Apple’ın pek bilinmeyen 4 gerçeği:

1.       İlk Apple logosunda Newton’dan esinlenilmişti

 Apple’ın ilk logosu olan Newton logosu daha az bilinen Apple kurucularından biri olan Ronald Wayner tarafından tasarlandı. (Kendisi Apple daha değerlenmeden hissesinin %10 (800 dolar) Steve Jobs ve Steve Wozniak’a sattı. Satmamış olsaydı şuan kendisi milyarder olurdu) Bu logo bilgisayarlar üzerinde küçültüp konulduğunda ayrıntıların pek belli olmamasından dolayı, Rob Janoff tarafından tasarlanan renkli elma logosu ile değiştirildi. 1998 yılına kadarsa bu logo kullanılmaya devam edildi. devamını okumalısınız…

Steve Wozniak

2011 December 13
by Arman Eker

Dünyayı dolaşıyor, televizyon programlarında dans ediyor ve bilgisayar donanımlarıyla ilgileniyor. Sıradan bir insana benzese de, bu insan Apple I ve Apple II’ yi yarattı!

Geçen Perşembe günü, TURKCELL Teknoloji Zirvesinde, Süreyya Ciliv’in çok güzel ve etkileyici açılış konuşmasından sonra Steve Wozniak sahneye çıktı. Yaptığı 90 dakikalık konuşmasında Apple’ın ilk yıllarından bahsetti. Apple kurulmadan önce Steve Jobs ile arkadaşlığından başlayıp, kendi hayallerini gerçekleştirmek için Apple’dan ayrılmasına kadar birçok ilginç konuyu bizimle paylaştı. (Eğer Apple’ın hikayesini merak ediyorsanız mutlaka Steve Jobs’ın Walter Isaacson tarafından yazılmış biyografisini okumalısınız. Bugüne kadar okuduğum en iyi biyografilerden biridir)

Konuşmanın ardından çok kısa bir süreliğine Steve Wozniak’ı görme imkanım oldu ve o kısa sürede beni pozitif enerjisi ile anında etkiledi. Orada durmuş, yüzlerce insana güler yüzüyle fotoraf çektirip imza dağıtıyordu. İnanın bana sonlara doğru bile bir saniyeliğine bu enerjisi düşmedi. Gerçekten harika bir insan ve benim için harika bir deneyim oldu.


TURKCELL’e de tekrardan teşekkür etmek istiyorum.

Bu yazımda iki konuya değinmek istiyorum. Biri Steve Wozniak’ın “Yalnız çalış” ilhamı diğeri ise Apple ile ilgili pek bilinmeyen ve tarafımdan en ilginç bulunan 4 başlık olacak. Yazım çok uzun olacağından dolayı bu yazıyı ikiye böleceğim ve “Apple” kısmını en kısa sürede ayrıca sizinle paylaşacağım. devamını okumalısınız…

Azim ve Araştırma ruhu

2011 November 28
by Arman Eker

Azim


Bir girişimcide bulunması gereken en önemli özelliklerden biridir, azim. Bir işteki engelleri yenme kararlılığında olup hiç bir zaman pes etmeyen, “hayır” cevabını kabul kişidir azimli kişi. Günümüzün dünyası, yeni fikirlere ve girişimlere şüpheyle yaklaşan, bir fikir üstüne kurulan hayalleri yapılamaz kabul eden insanlarla doludur. Girişimci olmak için kolları sıvadığınızda, insanlar, yatırımcılar ve hatta dostlarınız bile sizin yapmaya çalıştığınızın yapılamayacağını veya zaten yapıldığını söyleyecektir.

Eğer bir girişimin içerisindeyseniz  bütün bunları yaşıyorsunuzdur. Tüm bu zorlukların içerisinde önemli olan diğerlerinden daha azimli olmaktır. Bugün birçok VC (Venture Capital) sadece 10 kişiden 1’inde diğer girişimcilerden daha etkileyici bir azim gördüklerini söylüyorlar. Bu 10 kişiden biri tüm koşullara rağmen, her ne olursa olsun pes etmeyendir. Sınırları hiçbir şekilde görmemeye çalışır. Başarılı girişmciyi başarısız girişimciden ayırt eden bu büyük azim birçok girişimcide bulunmuyor.

Ama bakınız: Google. Hiç aklımıza gelirmiydi 1999 yılında Stanford Üniversitesinden mezun olan iki kişi Yahoo!’yu yerinden edebileceğini? Halbuki Yahoo, o zaman internet devi olarak kabul edilmişti. Durum ortada. Google Yahoo!’yu çoktan geçti. devamını okumalısınız…

Genç Tutku Genç Güç

2011 October 2
by Arman Eker

Harika bir fikir…

Tüm proje yapılandırılıyor…

Bütün dünyayı değiştirmeye hazır,

Ve bunlara sahip genç bir girişimci…

 

Ancak projenin hayata geçmesini destekleyecek firma/yatırımcı bulunamıyor.

Neden?

devamını okumalısınız…

Başarılı sunumların 10/20/30 kuralı

2011 September 21
by Arman Eker

Yatırımcılara yönelik sunum içerikli toplantıların en dikkkat edilmesi gereken noktası iyi planlanmış slaytlardır. Bazıları girişten sonuca atlayıp, gelişmeyi aktaramayacak kadar kısa olurken; bazıları da 50- 60 slayt uzunluğunda konuya girememe, gelişmede toparlanamayan ana temalarla katılımcılardan eksi not almaktadır. Slaytlarda ‘bekleyen patentler’, ‘piyasada ilk olma avantajı’, ‘ yapılması gereken pazarın yüzde 1’ini elde etmektir’ gibi sonuca doğrudan bağlanamayan başlıklar konuyu dağıtmaya yetebiliyor. Böyle slaytlarda dinleyicinin dikkati dağılır, konuya olan heyecan ve ilgisi  kaybolur. Sunucu, iyi planlanmamış slaytında ana düşüncesini aktaramadan başarızlığa ulaşmış olur.

Sunumlarda ki iyi planlama için bazı  kurallar vardır. Bunlardan en etkilisi 10/20/30 kuralının kullanılmasıdır. Çok basit olarak, bir sunum 10 slayttan oluşmalı, 20 dakikadan fazla sürmemeli ve 30 punto’dan küçük yazılar içermemeli. Bu kural satıştan ortaklığa tüm sunumlarda uygulanabilir olup ve size başarılı bir sunum sağlayacaktır.

Kuralımızı biraz daha detaylarsak; devamını okumalısınız…

Başarılı bir sunum için taktikler

2011 May 23

Bir sunumda, sunumun kendisi kadar insanların oturma düzeni de önemlidir. İster bir satış toplantısı isterse sıradan bir ekip toplantısı olsun, oturma düzeni sunumun başarısını etkileyebilecek bir unsurdur.

1. Projektör perdesine en yakın siz oturun

Çoğu sunumda insanlar oturdukları yerlere çok dikkat etmezler. Halbuki oturma düzeni insanların sunumu algılama oranını çok yüksek derecede etkileyebilir. Yani oturulması gereken ve oturulmaması gereken  yerler vardır.

devamını okumalısınız…

Should You Become an Entrepreneur?

2011 January 21
by Arman Eker

5 simple question to start with.

Do you have an idea that no one can talk you out of? Do you think anyone could change Mark Zuckerberg’s mind when he started facebook? I don’t think so.

Do you have a partner you trust with complimentary skills? You should have. It’s a long way and being alone a big disadvantage. Again think of facebook.

Are you prepared to endure with modest or no salary for a few years? Most of the start-ups started little and almost all invested all the money they have into their work. You have to…

Are you bored with your current work environment/life situation? The desire for a change should born within you.

Do you perform best in the absence of structure? In this book, Mastering the VC Game, Jeffrey Bussgang describe a metaphor for the three stages of a start-up: the jungle, the dirt road and the highway. In the earliest stages of a venture – the jungle – there are no clear paths available and the skills required are to thrive in the midst of the chaos. For those who possess that makeup, being a start-up executive is an excellent fit. But for those that like clear paths with little uncertainty and a great deal of structure – the highway – an early-stage venture will feel like a very uncomfortable environment.